Epeydir yazmamışım, farkettim esefle.
Başlıktan anladığınız gibi işler güllük gülistanlık değil ama ilginç bir
şekilde moralimi bozmadım, gayet tevekkülle karşıladım, isyan etmedim, hatta
ağzımı bile açamıyorum, ama memnunum
halimden, kütüphanede çalışmaya başladım düzenli olarak. Demek ki hayatımı
düzene sokmak için başıma ciddi anlamda birşeylerin gelmesi gerekliymiş, ille de
ataların sözleri; "bir musibet bin nasihattan efdaldir". (Ne olduğunu sormayın, bir-iki sene sonra yazabilirim belki ama ipucu verebilirim: "tütün-mütün meselesi")
Aslında bloga yazmasam da kendi
kendime 100 gün 100 sayfa challenge yapıyorum. 28. gündeyim. Her gün en az bir
sayfa şeklinde ilerliyoruz. Şimdilik sürpriz bir şekilde iyi gidiyor, hayret
ettim kendime doğrusu, aferin bana :)) EFT blogunda yayınladığım çalışmalar iyi
geldi diyebilirim, ya da vakt-i merhun gelmişti, artık kendimi toparlamam,
silkinmem gerekiyordu. Yılların üzerimde birikmiş tozu toprağı ancak temizlendi.
5-6 ay önce bitmesi gereken ve
ertelediğim kitap bölümünü tekrar elime alınca önceki postta bahsettiğim
çeviriyi bitiremedim. Gerçi iyi de oldu. Google translate kendini güncelleyip
akıllı çeviriler yapmaya başladı. Sevgili Google ile beraber kolları sıvayıp
makalelerin üzerinden buldozer gibi geçeriz artık, kim tutar bizi...!
Teşekkürler Google, hayatımızı
çepeçevre sararak modern "big brother"ımız olarak her adımımızı
sürekli kaydetsen de, arada işe yarıyorsun, bu yüzden tümüyle çekilmez
değilsin, aferin sana.
Bir hafta sonraki postta çeviriyi
bitirip dergiye göndermezsem de tüü bana...
Yorumlar
Yorum Gönder