Ana içeriğe atla

41. gün


Epeydir yazmamış olduğumu farkettim bugün, bloga bir de sayaç ekledim, her gün yazamayınca sayamıyorum da kaç gün oldu diye. Araya finaller, ailevi işler vs girince tez malumualiniz yine ikinci, üçüncü bilmiyorum artık kaçıncı planda kaldı :((

Ama artık toparlamam lazım, zira tez projemi yazıp hocaya vermem gerekiyor, enstitü takvimine göre komiteye de girmem gerekiyor ama bilmiyorum bu dönem sonuna yetişir mi.

Kişisel gelişim kitaplarından uzun bir zamandır uzak duruyordum, büyük bir kısmı şişirme, abartı ve safsatalarla dolu geliyor ama o motivasyon yönünden o kadar çaresiz durumdayım ki denize düşen yılana sarılır misali kardeşimin odasında bulduğum bir kitabı okudum, 'Ye o Kurbağayı!' , bu kitabın sloganını daha önce duymuştum İngiltere'de tez yazım süreciyle ilgili katıldığım bir atölye çalışmasında, o zaman da etkilemişti beni ama bu tip etkiler biraz geçici oluyor benim tembel bünyemde, kalıcı sarsıcı bir etkiye ihtiyacım var sanırım :)) İlaçlardan o kadar kaçarım ama B vitamini almaya da başladım, konsantrasyona iyi geliyor diye. Bakalım onun da sonuçlarını yazacağım. Neyse bu kitabı not alarak okudum, arada aldığım notlara bakıp motivasyon tazelerim diye, işte aldığım notlardan seçktiklerim:

* Hayatta büyük başarının, saygınlığın, statünün ve mutluluğun anahtarı önümdeki en önemli işe başka birşeyle ilgilenmeksizin konsantre olmak, o işi yapmak ve tamamına erdirmektir.
* Eğer o gün bir kurbağayı yemen gerekiyorsa bunu sabah ilk iş olarak yap ve bil ki gün içerisinde başına bundan daha kötü birşey gelmeyecek ve ayrıca bir kurbağayı canlı canlı yemen gerekiyorsa oturup onu saatlerce seyretmenin sana bir yararı dokunmayacak.
* Ne zaman herhangi bir ölçekte ve önemde bir işi tamamlarsam içimden bir enerji, bir şevk ve bir özsaygı duygusu yükseldiğini hissederim.
* Başarı merdivenine tırmanmadan önce onun doğru binaya yaslı olup olmadığını kontrol et.
* Hedefine zaman sınır koy ve hedefe ulaşmak için yapılması gerekenler listesi çıkar, aklına yeni şeyler geldikçe listeye ekle.
* Her gün sizi ana hedefinize ulaştıracak birşeyler yapın. Mesela mesleki konularda her sabah ilk iş olarak mutlaka belli bir miktar okuyun.
* Uyabileceğiniz bir liste yapın, ertesi günün/haftanın işlerini bir önceki günden belirleyin. Bu planı/listeyi bir an önce hayata geçirin. Planlamaya harcayacağınız 10 dakikalık zaman dilimi ertesi gününüzün 10 saatini verimli geçirmenizi sağlayacaktır.
* 80/20 kuralını uygulayın, yani 10 maddelik bir listede yer alan 2 iş geri kalan 8 işin toplamından daha önemlidir. Bu iki işi halletmeniz demek üzerinize düşen sorumlulukların neredeyse tamamını halletmeniz demektir.Küçük işleri öncelikle halletme dürtünüze karşı koyun.
* Zaman yönetimi hayat yönetimidir.
* Kaybedenler gerilim azaltıcı(eğlenceli), kazananlar ise hedefe ulaştırıcı işler yaparlar.
* Her işi yapmaya zaman asla yetmez fakat en önemli işleri yapmak için daima zaman vardır. sorulması gereken soru, "şu an vaktimi en iyi şekilde nasıl değerlendirebilirim?"dir.
* İşe başlamadan önce gerekli hazırlığı yapıni masanızın üzerinde yalnızca o büyük ve en çirkin kurbağa bulunsun :)) Bu alışkanlığı oturtmak için 21 gün boyunca uygulayın. Ama bunu yaparken ertesi günü düşünerek sabrınızı dağıtmayın, sadece bugün yapılacak ve bitecek şeklinde anlık düşünün.
* Her türlü konuda başarılı olmanın asgari şartı sürekli olarak öğrenmektir. Mesleki güncel gelişmeleri ve yayınları takip edin.
* Daha iyiye gitmiyorsanız aha kötüye gidiyorsunuz demektir, neredeyse bitti demek henüz başlamadığının göstergesidir.
* Daha önce başardığınız şeyleri/yediğiniz çirkin kurbağaları düşünün.
* Duygusal tıkanıklıkları tespit edip, bir an evvel açın. İnsanları hedeflerine ulaşmaktan alıkoyan sebeplerin %80'i içseldir.
* Fersahla işler zordur fakat milimle herşey çantada keklik. Tüm büyük işler küçük bir adımla başlar. Sürüncemede bırakılan herhangi bir işi başarmak için ilk adımı atmak çok önemlidir.
* İnsanların yalnızca %2'si denetlenmeden çalışabiliyor, bunun dışındakiler biri gelsin ve beni motive etsin diye beklerken aslında otobüs geçmeyen bir güzergahta otobüs bekleyen insanların durumuna düşüyorlar.
* Her gün şunu hayal edin, bir haber aldınız ve birkaç aylığına bulunduğunuz ortamdan uzak kalmanız gerekiyor, ilk önce bitirmeniz gereken iş hangi işiniz olurdu?
* Performansınızın zirvede olduğu sabah saatlerini iyi değerlendirin, böylece günün kalan kısmında bitirmeniz, yetiştirmeniz gereken işler kalmayacak, büyük ölçüde rahatlamış ve huzurlu hissedecksiniz.
* Haftada bir gününüzü tamamen boşaltın, işinizle ilgili hiçbirşey yapmayın, bu günde ailevi vs aktivitelerle vakit geçirin.
* Kendi kendinizi amigosu olun, pozitif veya negatif duygularınızın %95'ini kendinize yaptığınız telkinler belirler . Motivasyonunuzu korumak için su katılmamış bir iyimser olmanız gerekiyor. Günlük hayatın, zorluklarının ve insanların sizi etkilemesine izin vermeyin. Zorluklar karşınıza sizi engellemek için değil size hayatı öğretek ve sizi olgunlaştırıp güçlendirerek onları kolayca aşmanız için çıkarlar.
*  İyimser insanlar her soruna çözüm üretmek amacıyla yaklaşırlar, şimdi ne yapabiliriz, bir sonraki adımımız ne olmalı derler.
* İyimser insanlar geçmişten ve nereden geldiklerinden çok geleceketen ve nereye gidiyor oldukalrından konuşurlar, daima ileriye bakarlar!!!
* İlla da bir şeyi erteleyecekseniz, önemsiz işlerinizi erteleyin(bilinçli erteleme), zamanınızı ve hayatınızı düşük değerli etkinlikleri yapmaktan vazgeçtiğiniz ölçüde kontrol altına alabilirisiniz.
* İşlerinizi küçük lokmalara bölün(salam tekniği veya isviçre peyniri tekniği) .Tezin tamamını düşünmektense bir konu başlığını düşünmek psikolojik olarak daha kolay gelecektir. Her gün bir sayfa veya bir paragrafı küçümsemeyin, damlaya damlaya göl olur.
* İçimizde bulunan tamamlama dürtüsünü harekete geçirin, tezi/projeyi bitirdiğinizdeki halinizi ve manevi tatmini hayal edin.
* Kendinizde aciliyet hissi geliştirin, beklemeyin, doğru zaman asla gelmeyecektir, işi bitirmeden pes etmeyin, dikkatinizin dağıldığını farkettiğinizde işe dön, işe dön! şeklinde telkinlerle dikkanizi tekrar toplayın, on bunu bırakın, hemen şimdi başlayın!!!!







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

733. Gün

evet hala bitmedi : )) hala gülebiliyorum neyse ki, erteledim ama erteleme sürecinde birçok farklı şeyi tecrübe ettim, özel sektörde çalışma, değişik alanlarda eğitim alma, akademik toplantılar organize etme, düşünce enstitüsünde çalışma gibi.. yapmadığım iş kalmadı tez yazmaktan gayrı. bugün de önümüzdeki ay sunum yapacağım bir sempozyum için bildiri tam metnini gönderdim, demek ki yapınca oluyor, demek ki tez de bitecek yakında, tez dışında başka şeylerle uğraşmaktan geri durmayacağım için demek ki tempom gittikçe artacak :)) yaşasın!!! çalışmayı sevmeye başladım galiba ???

Yaşasın Yeni Hayatım !!!...

Merhaba, Daha önceki yazında bahsetmiştim. Tekrar üniversite sınavina girdim. Aslında açıköğretimden ikinci üniversite okumak niyetim vardı ama örgün eğitimle ikinci okul okumak düşündüğüm birşey değildi, keşke daha önce akıl etseymişim. Aynı zamanda lisansüstü eğitime devam ettiğim için muhtemelen vakit ayıramazdım zaten mevzuat da izin vermiyordu aynı anda iki programa kayıtlı olmaya. Ancak şu anda bu engel ortadan kalktı. Benim gibi ikinci ya da üçüncü bir lisans programı okumak isteyen adaylara duyurmuş olalım. Ayrıca bir lisansüstü eğitime devam ederken aynı anda tezsiz yüksek lisans programına da kayıt yatırabiliyorsunuz. Yani biri tezli biri tezsiz olmak üzere aynı anda iki lisansüstü programa kayıt olmak da mümkün şu anda. Bu girişten sonra gelelim müstakbel bölümüme. Doğmadık çocuğa don biçmek diye herhalde buna derler :)) Şu anda LYS sonuçları belli oldu. İstediğim bölüm sınava girerken Fransızca mütercim tercümanlık idi ama sonradan karar değiştirmiştim: Tekrar hazırlık ...

Neler Oluyor Hayatta ?

Bu blogta bunları yazacağım kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Evet neler oluyor hayatta ? Tezini bir an önce bitirmek isteyen, akademik hayatsız yapamayacağını düşünen ben şimdi doktorayı arka plana atıp serbest meslek erbabı olmaya karar verdim. Tabii bu tamamen benim kararım değil, biraz yılların yorgunluğu, biraz konjonktür gereği ama memuriyetin mecburiyet olmadığını hayatın başka türlü de idame ettirilebileceğini gördüm, inşallah bu kararımda haklı çıkarım. İnsan böyle zamanlarda durup düşünüp içsel bir yolculuğa çıkıp hayattan beklentilerini, karakterini, yeteneklerini ve imkanlarını tekrar gözden geçirme fırsatı buluyor. Buna göre tercihler tekrar şekilleniyor. Kapitalist sistem gereği veya yeni mezun psikolojisiyle aslında kendine uygun olmayan meslekleri seçebiliyor veya istediği kurum veya işkolu hayal ettiği gibi çıkmayabiliyor. Keşke hayatımızı sürdürmek için istemediğimiz işleri yapmak zorunda kalmasak ama realite böyle değil, her zaman tercih hakkınız bulunmuyor.  ...