Ana içeriğe atla

kolay gele!... (1. Gün)


bu blog, akli melekelerinde kuvvetli teşevvüş husule gelmeden doktora tezini bitirmek isteyen bir akademike aittir.

Pek tabii ki "365 günde doktora tezi yazılır mı" diyenler olabilir. Zaten ben de bunu bir proje olarak belirledim, olup olamayacağını 1 yıl sonra anlayacağız. Hukuk alanında çalıştığım için "efendim, sen zaten kıytırık bir  alanında doktora yapıyormuşsun, elbette bir senede biter." itirazlarını da baştan bertaraf ederek, sosyal bilimlerin anası-babası velhasıl herşeyi ve en çetrefillisi olan bu alanda bir doktora tezi 1 yılda yazılabiliyorsa, diğer alanlarda evleviyetle yazılabilir diyebileceğiz.

Bu blogu öncelikle bizzat şahsım için yazıyorum, ki süreç içinde motivasyonumu belli bir düzeyde tutup her gün az da olsa tez için birşeyler yapabilme azmimi devamlı kılmak istiyorum. Neden 365 günde? Bu sayının sembolik bir önemi var  hem de daha önce kaynak araştırmasını kısmen de olsa yaptığım için biraz çabayla makul bir süre sayılabilir. Zaten lisansüstü çalışma yapanlar bilirler ki mesele işin üzerine ciddiyetle ve büyük bir konsantrasyonla eğilme meselesi. Genelde insanlar tezin dikkate değer kısmını uzatma aldıkları son yıllarda-aylarda yazıyorlar ve süreç uzadıkça işin suyu çıkıyor. Er ya da geç tez bitecekse neden sürekli erteleyelim değil mi? İlk bir yıl veya son bir yıl farketmez diyemem elbette, akademik birikimimiz mukayese kabul etmez bir biçimde her geçen gün artıyor, belli bir olgunluğa erişiyoruz ama bunun yanısıra yıpranıyoruz da. Konunun güncelliğini yitirme ihtimali de cabası. Mükemmeliyetçiliğin bir sonu yok, akranlar vasat (kime göre neye göre) tezlerle doçent olurken (ayrıca düzgün bir hayat ve çoluk-çocuk sahibi) biz hala o mükemmel doktora tezimizi yazmaya devam edersek konudan  da hayattan da soğuyabiliriz.

Yazmak varolmaktır diyelim ve başlayalım...

Allah adın zikredelim evvela
Vacib oldu cümle işte her kula

Mevlid-Süleyman Çelebi

edit: Bugün kaynaklarımı düzenleyerek işe başladım, bir de tez dışında bir arkadaşımın istediği meslek sınavlarına hazırlık sorularını yazdım, yarınki dersime de hazırlık yaptım. Ayrıca SHÇEK yutları veya sevgi evlerinde haftasonu gönüllü olmak için bir adım attım:)) Bu konudaki tecrübelerimi de aktaracağım, hedeflerimden biri de tez yazma sürecinin asosyal ve depresif geçmek zorunda olmadığını (mümkün mertebe:)) ispatlamak. Maksat amme hizmeti :))

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

733. Gün

evet hala bitmedi : )) hala gülebiliyorum neyse ki, erteledim ama erteleme sürecinde birçok farklı şeyi tecrübe ettim, özel sektörde çalışma, değişik alanlarda eğitim alma, akademik toplantılar organize etme, düşünce enstitüsünde çalışma gibi.. yapmadığım iş kalmadı tez yazmaktan gayrı. bugün de önümüzdeki ay sunum yapacağım bir sempozyum için bildiri tam metnini gönderdim, demek ki yapınca oluyor, demek ki tez de bitecek yakında, tez dışında başka şeylerle uğraşmaktan geri durmayacağım için demek ki tempom gittikçe artacak :)) yaşasın!!! çalışmayı sevmeye başladım galiba ???

Yaşasın Yeni Hayatım !!!...

Merhaba, Daha önceki yazında bahsetmiştim. Tekrar üniversite sınavina girdim. Aslında açıköğretimden ikinci üniversite okumak niyetim vardı ama örgün eğitimle ikinci okul okumak düşündüğüm birşey değildi, keşke daha önce akıl etseymişim. Aynı zamanda lisansüstü eğitime devam ettiğim için muhtemelen vakit ayıramazdım zaten mevzuat da izin vermiyordu aynı anda iki programa kayıtlı olmaya. Ancak şu anda bu engel ortadan kalktı. Benim gibi ikinci ya da üçüncü bir lisans programı okumak isteyen adaylara duyurmuş olalım. Ayrıca bir lisansüstü eğitime devam ederken aynı anda tezsiz yüksek lisans programına da kayıt yatırabiliyorsunuz. Yani biri tezli biri tezsiz olmak üzere aynı anda iki lisansüstü programa kayıt olmak da mümkün şu anda. Bu girişten sonra gelelim müstakbel bölümüme. Doğmadık çocuğa don biçmek diye herhalde buna derler :)) Şu anda LYS sonuçları belli oldu. İstediğim bölüm sınava girerken Fransızca mütercim tercümanlık idi ama sonradan karar değiştirmiştim: Tekrar hazırlık ...

Neler Oluyor Hayatta ?

Bu blogta bunları yazacağım kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Evet neler oluyor hayatta ? Tezini bir an önce bitirmek isteyen, akademik hayatsız yapamayacağını düşünen ben şimdi doktorayı arka plana atıp serbest meslek erbabı olmaya karar verdim. Tabii bu tamamen benim kararım değil, biraz yılların yorgunluğu, biraz konjonktür gereği ama memuriyetin mecburiyet olmadığını hayatın başka türlü de idame ettirilebileceğini gördüm, inşallah bu kararımda haklı çıkarım. İnsan böyle zamanlarda durup düşünüp içsel bir yolculuğa çıkıp hayattan beklentilerini, karakterini, yeteneklerini ve imkanlarını tekrar gözden geçirme fırsatı buluyor. Buna göre tercihler tekrar şekilleniyor. Kapitalist sistem gereği veya yeni mezun psikolojisiyle aslında kendine uygun olmayan meslekleri seçebiliyor veya istediği kurum veya işkolu hayal ettiği gibi çıkmayabiliyor. Keşke hayatımızı sürdürmek için istemediğimiz işleri yapmak zorunda kalmasak ama realite böyle değil, her zaman tercih hakkınız bulunmuyor.  ...